BİR UYKU EĞİTİMİ MASALI

Duru doğduğundan bu yana uykuya geçmekte zorlanan bir bebek. Direnebildiği son noktaya kadar uyumamak için mücadele veriyor. Hamile iken beylik beylik konuşup "asla ayağımda sallamam, bırakırım yatağında uyur" diye konuşmak ne kadar da manasızmış meğer. Meğer küçük anarşist içte içe "sen konuş bakalım ben seni nasıl parmağımda oynatacağım" diyormuş da haberimiz yokmuş.

İlk aylar gazlı bir bebek olduğu için zaten sürekli kucağımızda idi. Sonra yaz geldi ve Adana'da bırakın uyumak nefes almak bile güçleşti. Bebe de haliyle bu durumdan etkilendi. Klima zarar verir endişesi ile akşamları bir nebze serin olan sitenin bahçesinde bir babamızın omzunda bir benim kollarımda pışpışlanarak uykuya dalabildi Duru Hanım.

Derken sıcaklar gitti. Anne bir karar aldı: Artık ayakta, kucakta sallanmaya son! Bu çocuk kendi kendine uyumayı öğrenecek. Bir sürü makale ve kitap okundu, notlar alındı. Motivasyon tavan bir halde uyku eğitimi gurusu gibi dolanıyorum evin içinde. "Bak nasıl da uyuyacak şimdi" diye diye. İşe önce gündüz uykularını düzenlemekle koyulalım dedik. Sabahları 08:00-08:30 gibi uyanıyor Duru, sonra 10:30 gibi tekrar uyumak istiyor. Bu uyku genelde 40 dk ile 1 saat arası sürüyor. Anlayacağınız sabah uykusu rutinimiz yerli yerinde müdahaleye gerek yok. Sorun şu ki öğleden sonra saat 14:00-16:00 arası uyuması gereken saatlerde oyun oynamayı uykuya tercih ettiğinden uyutmak mümkün olmuyor. Uyumayan bebek saat 17:30 gibi perişan olup sızıp kalıyor. E akşamın o saatinde uyuyup da ne yaparsak yapalım uyanmayan bebe gece yatmak bilir mi? Elbette biz yatana kadar bizimle oturmak istiyor. Bütün uyutma girişimlerimiz de çaresiz kalıyor.

Hadi dedim Tracy Hogg ablamızı dinleyelim. Önce bir uyku rutini belirledim. Bizim rutinimiz sırayla banyo, masal ve ninni eşliğinde mama. Eğer mama yerken uyuyakalmazsa yatır kaldır yöntemini uygulayacaktık. Bu yöntemde anne ya da baba bebeğin yanında olup yatakta o ayağa kalktıkça onu kucağına alıyor ve iyi geceler dileyip tekrar yatağa bırakıyor. Ta ki çocuk uyuyana kadar. Müthiş bir sabır ve fiziki güç istiyor. İşe yaradı mı ilk bir kaç gün evet. Sonra Duru Hanım bunu oyun olarak algılamaya başladı ve ben kendisini yatağa bıraktıkça yorganı ile yüzünü kapatıp "ciaaa" yapmaya başladı. Kendince oyuna çevirdiği uyku eğitimi saatlerimiz yükselen enerjisi ve benim gerilen sinirlerim yüzünden hüsranla noktalandı.

Peki ben pes ettim mi? Hayır. Bu defa daha yüksek bir motivasyon ile Ferber Yöntemi'ni denemeye karar verdim. Hani şu ağlatma yöntemi olarak da bilinen, kimilerinin yerden yere vurduğu kimilerinin ise duacı olduğu meşhur yöntem. Baştan söylemeliyim çelik gibi sinirleriniz ve peygamber sabrınız yoksa adını dahi anmayın bu yöntemin. Çünkü sahiden de zorluyor insanı. Dün akşam Duru Hanım'a yine banyo, masal, ninni ve mama rutinini uyguladıktan sonra yatağına bırakıp iyi geceler diledim ve odasından çıktım. Elbette ağlamaya başladı. 3 dk. aralarla yanına gittim ve kucağıma almadan sakinleştirmeye çalıştım. Azimliydim, bu defa olacaktı. Ama Duru sakinleşmek yerine çılgınlar gibi ağlamaya, ellerini kollarını yatağa vurmaya başlayınca bu yöntemin en başta benim için uygun olmadığını anladım. Çünkü ben de Duru ile birlikte ağlama noktasına geldim. Sonra kendimizi bebek sakinleşsin diye saklambaç oynarken bulduk tabii.

Popüler iki yöntemi de deneyip başarısız olmuş bir anne olarak bir de Kim West yöntemini deneyeyim diyorum ama cesaretim var desem yalan olur.

Bakalım bu defa neler olacak:)