ÇOCUKLAR ÖLMESİN!

Ardı ardına gelen çocuk ölümleri herkes gibi beni de derinden sarsıyor. Pamir, Mert, Caner ve haberini alamadığımız onlarca çocuk ölümle tanışıyor daha süt kokarken.

Korkuyorum. Bizler annelerimiz "hadi babanız gelecek eve gelin" diyene kadar sokaklarda koşturan, acıkınca komşu teyzeden reçelli ekmek isteyip oyuna devam eden, tek korkusu yaptığı yaramazlıkların babasının kulağına gitmesi olan çocuklardık. Özlemle anarım hep o zamanları.

Maalesef dünya her geçen gün çirkin, zor ve tehlikeli bir yer oluyor. Ne yapmalı diye düşünürken kendimi kapana sıkışmış hissediyorum. Biliyorum; bir adım sonrası paranoya.

Paranoya ile yaşanmayacağına göre ne yapmalı? Ne yapmalı da çocuklarımızı güvenle büyütmeli? Ben ki "çocuk dediğin düşe kalka büyür, pamuklara saramam" diyerek evde devasa güvenlik önlemleri dahi almadım. Mesela bizim eve gelen herkes için orta sehpa tartışma konusudur. Duru kafayı vurup yaracak diye gerim gerim gerilir herkes ben rahat rahat otururum. Benim için kimyasallar, kesici aletler, kırılıp kesiklere yol açacak eşyalar tehlikelidir. Ötesini çocuk deneyimleyip, tanıyarak öğrensin. Gittiğim her evde ortadaki sehpayı kaldırtamam ya!

Ben çocuğun önündeki engel ve tehlikeleri yok etmek yerine aklı erdikçe tehlikelerin anlatılmasından ve çocuğun bu süreçte kontrollü bir şekilde uzaktan denetlenmesinden yanayım. Çocuğun merak duygusunun giderilmesi bana kalırsa çok önemli. Ateşe yaklaştığında ne olacağını, pencereden sarktığında başına gelebilecekleri, büyüğünün yanından ayrılıp kaybolan çocukların bir daha evlerine dönemeyebileceğini anlatmanın çocukta bir bilinç oluşturacağını düşünüyorum. Elbette bunları yaparken çocuğu gözlemlemek, hissettirmeden kontrol ederek çocuktan emin olmak çok önemli.

Okul çağına gelmeyen çocukların mahalle arasında dahi olsa ebeveyn kontrolü olmadan sokakta yalnız oynamasını çok tehlikeli buluyorum artık. Çevre ne kadar tanıdık, çocuk ne kadar bilinçli olursa olsun okul çağına gelmeyen çocuk benim için hepten savunmasızdır ve yanında büyüğü olmadan yalnız başına sokağa bırakılmamalıdır.

Okul çağına gelen çocuğa ise anne ve babanın telefonları, evinin adresi ezberletilmeli diye düşünüyorum. Çocukların oyun oynadığı yer ve kişilerin sınırlandırılması ve uzaktan da olsa bir ebeveyn kontrolünde sokağa çıkmasından yanayım.

Bunun yanında ailelerin evlerinin etrafında keşif gezileri yapmalarının önemli olduğunu düşünüyorum. Kuyular, çukurlar, inşaat sahaları, ıssız yerler tespit edilmeli; tehlikeli noktalar belediye vs. gibi makamlara bildirilmeli ve tehlike olmaktan çıkarılmalı. Çocuklara ise bu gibi yerlere gitmenin zararları mutlaka anlatılmalı.

Bir de çocuklara altın küpe, künye gibi şeyler takanlar var ki sahiden hangi akla hizmet ettikleri konusunda merak içerisindeyim. Çocuğunu bir cazibe merkezi haline getirmeye çalışmaksa niyeti; aferin! Söyleyin ona doğru yolda gidiyor.

Anne-babalık bir ömür sonu gelmeyen; dünyanın en güzel ama en sorumluluk isteyen işi. Sürekli bir öğrenme ve uyanık kalma durumu gerektiriyor. Daha iyiye gitmek için araştırmalı, okumalı, danışmalı ve bildiklerimizi paylaşmalıyız.

Her ebeveynin incelemesi gerektiğini düşündüğüm bir kaç sitenin linkini paylaşıyorum.

http://www.cocukistismari.org/

http://www.adlitip.org/tag/cocuk-istismari-nedir/

http://www.adlitip.org/tag/cocuk-haklari-sozlesmesi/

Ve son olarak oldukça faydalı bir başka yazı;

http://www.onlineanne.com/2012/11/18/cocuk-istismari-konusunda-cocuklara-ogretilmesi-gerekenler/

Çocukların mutlulukla yaşadığı daha güzel bir dünya dileğiyle...