BİR AZILI DİŞ HİKAYESİ

Azı dişlere kim "azı diş" demişse eksik demiş. Onların adı "azılı diş" olmalıymış diyerek olayın bende yarattığı çöküntüyü anlatabildiğimi umuyorum.

Duru 40 dereceye yaklaşan ateşi, iştahsızlık, ağlama nöbetleri ve ishal ile mücadele ediyor. Bendeniz ise bildiğiniz çöktüm!

Sızlanmaya hakkım yok. Zira bunlar olağan şeyler. Çocuk bu hasta olacak, ateşlenecek, düşecek, kalkacak. Allah umutsuz dert vermesin.

Ama yine de buradan sevgili kızıma sesleniyorum;

"Nasıl bir acelen var ki 2-3 dişi birden çıkarıp, önce damağını sonra da hem kendini hem beni helak ediyorsun?"

Uykusuz 3. geceye girdim. Beynimin uyuştuğunu ve algılarımın yavaşladığını hissediyorum. Kahve ile yaşıyorum. Nescafesi, Türk kahvesi, filtresi derken damarlarımda her türden kahve çekirdekleri dans etmek suretiyle beni uyanık tutuyorlar.

Dün işe gidemedim. Bir gün önce de erken çıkmıştım. Başka bir yer olsa "hadi bacım sen otur evinde bebeni büyüt. Büyüyünce görüşelim" derdi belki ama şanslıyım galiba biraz. Sağolsunlar işe geldim diye kızdılar bugün. Ama Duru emin ellerde ve şimdilik nispeten daha iyi.

Tüm bu sebeplerden ötürü haftalık yemek listesini aksattım, Karatay diyetim de diyetlikten çıktı gitti ne bulduysam yedim, bulamadığım yerde aç gezindim. Egzersiz olayı tamamen yalan oldu.

Sadece Duru'nun başını beklerken aldığım Goblen şablonunu işlemeye başladım. Başka da bir şey yapamadım. Takipçilerime özür ile duyurulur.

Bu darmadağınık yazıyı da mazur görün artık.