Ağlıyorsa; Hayattadır!

Herkes çocuğunu sever. Herkes çocuğunu gözünden dahi sakınır.Ama maalesef hala çocuğu sehpanın sivri köşelerinden korurken gösterdiği hassasiyeti arabada seyahat ederken göstermeyenler var. Bazen trafikte öyle manzaralarla karşılaşıyorum ki kanım donuyor. Anne ön koltukta çocuk kucağında gidenler, çocuk arka koltuktan öne eğilmiş bir vaziyette yolculuk yapanlar hatta abartıp araba kullanırken çocuğunu kucağına oturtan işgüzar babalar.

Gördükçe araçlarını durdurup; "kardeşim bak bu kucağındaki çocuk. Bunun yedek parçası yok, bu marketten alıp da yerine yenisini koyabileceğin bir şey değil" dememek için zor tutuyorum kendimi. Birilerinin bu duruma "dur" demesi ve hatta konu ile ilgili devlet eliyle ciddi yaptırımların uygulanması gerekiyor bana kalırsa.

Ön koltukta oturan bir çocuk için kaza anında kurtulma olasılığı ne yazık ki yok denecek kadar az. Şiddetli bir çarpma durumunda çocuk camdan fırlayabiliyor ya da açılan hava yastığı boğulmalara ve ciddi yaralar nedeniyle travmatik kayıplara neden olabiliyor.

Çocukların araç içinde savrulmalarını ve yaralanmalarını önlemek için mutlaka omurgasını destekleyen ve yaşına uygun bir araba koltuğu ile seyahat etmesi gerekiyor. Ama elbette bu bile güvenlik için yeterli değil. Zira araba koltuğunun da çok doğru kullanılması gerekiyor. Bebeklerin 2 yaşına kadar koltuğa ters oturtulması çok önemli bir nokta. Zira bebekler 2 yaşına kadar başlarını destekleyecek omurga gücüne sahip olamıyorlar. Bu kaza anında öne doğru savrulan bebek için ciddi bir tehlike. Bu şekilde araba koltuğunda oturduğu halde omuriliği zedelenen ve maalesef hayatını kaybeden çocuklar var.

Çocuğum araba koltuğuna oturduğunda ağlıyor, kucağıma almaya mecbur kalıyorum diyenler var. Açıkcası arabada katılırcasına ağlayıp, kriz geçiren bir minik anarşist ile yolculuk yapmanın ne kadar zor olduğunu çok iyi biliyorum. Duru da hiçbir zaman araba koltuğunda oturmayı seven bir çocuk olmadı. Hatta arabaya yöneldiğimizde dahi huysuzlandığı zamanlar oluyordu. Başta direncimizin kırıldığı anlar oldu ama sonra ne kadar büyük ve hayati bir yanlış yaptığımızı fark ederek ne kadar ağlarsa ağlasın taviz vermemeye başladık. Durumun çok can sıkıcı olmaya başladığı anlarda arabayı güvenli bir noktada durdurarak hava almasını ve sakinleşmesini sağladık. Onunla konuştuk, oyunlar oynadık, sohbetlerimize dahil ettik ve oyalanacağı oyuncakları her zaman yanımızda bulundurduk. Zamanla o da yolculuklardan keyif almaya başladı. Artık uzun yolculuklar bile yapabiliyoruz kızımla. Hatta selfie bile çekiyoruz :)



Bırakın çocuğunuz ağlasın. Bu cümlem bir çoğunuzu rahatsız edecek belki ama; ben ağlayan bir bebeği yaralı ya da hayatını kaybetmiş bir bebeğe tercih ederim. Ağlıyorsa hayattadır ne de olsa!

Konu ile ilgili çok faydalı bulduğum bir kaç yazıyı ayrıca paylaşmak isterim.

http://www.hthayat.com/yazarlar/muge-demirozu/1014594-cocugum-araba-koltugunda-oturmuyor

http://www.ntvmsnbc.com/id/25228889/

http://www.bakimliyiz.com/bebek-dunyasi/93655-otomobillerde-cocuk-koltugu-kullaniminin-onemi.html

Her anında keyif aldığımız ve çocuklarımızı güvenle büyüttüğümüz günlerimiz olsun dilerim :)

Sevgiyle...