Çocuk ve Mutluluk

Mutluluğu tanımlayabilir misiniz? Ya da mükemmeliyeti?

Ne zamandır isteği oyuncağı yatağının üzerinde görüp sevinç çığlıkları atan bir çocuk düşünün. Bunun gibi onun sürekli mutlu olduğu anları sürdürülebilir kılmak elimizde mi? Mutluluk en klişe söylemle; varılması gereken bir nokta mı ya da yolun ta kendisi mi?

Her ebeveyn çocuklarının mutlu yetişkinler olarak büyümesini ister.  Fakat hemen hiç kimse nasıl mutlu çocuk yetiştireceğini bilmez.  Her ailenin kendi dinamikleri vardır. Her ailenin kendince mutluluğu tanımladığı bir nokta ya da mutlu olmak adına şart koştuğu kimi koşullar… Çocuklarımızın mutluluğa bakışı da çoğu zaman buna bağlı olarak şekillenir.

Kızım doğduğundan bu yana hedefim; onun kendine yeten bir mutlu bir birey olmasını sağlamak oldu. Özsaygısı ve özgüveni yüksek; dolayısıyla dünyaya da saygı ve sevgiyle bakan bir birey olması için atmam gereken adımları belirlemeye çalıştım ve bu çabam sürmekte.

Kendine yeten, kendini seven, iç huzuru yüksek insanlar mutluluğu koşullandırmazlar.  Kendilerini yarışa koşmaz, başkalarının hayatları ile meşgul olmazlar. Aslında kendilerine fayda sağlamayacak hırsların peşinde koşmazlar. Bu noktada çocuklarımızı yetiştirirken,  onları tüm bu yarışın dışında tutmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Ben kızımın ne zaman yürüdüğü ile ya da ne zaman konuştuğu ile ilgilenmedim hiç. Evet, heyecanla bekledim. Ama “falancanın kızı yürümüş benimki hala yürümedi” demedim hiç. Her çocuk tektir, özeldir; kendime hep bunu hatırlattım.

Duru öpülmek istemediği zamanlarda öpmedim. İstemediği kucaklara vermedim. Yemek yemek istemediğinde zorlamadım. Açlığına ve tokluğuna saygı duydum. İçten içe “Yanlış mı yapıyorum? Aç mı kalıyor?” diye endişelendiğim zamanlarda gördüm ki; az yediği bir öğünün ardına daha çok yiyor. O zaman endişe etmeyi de bıraktım.

Bir insanı kalıplara sokmak kolaydır. Hele ki bu insan gözlerini açar açmaz sizi gören, sizi bilen minicik bir insan yavrusu ise. Zor olan, bana göre onu kendi egolarımızdan bağımsız, özgür bir birey olarak kabul etmektir.  Bunu başardığımız zaman çocuğumuzun mutluluğunu garanti edeceğimizi düşünüyorum.

Çocuklarımızı kıyaslamayalım. Kendi arzularımızı ya da yapmak isteyip de yapamadıklarımızı onlara yükleyemedim. Bırakalım önce çocuk olmanın o muhteşem tadına varsınlar. Hayal kurmaktan, kendileri için en iyiyi istemekten, kendi yollarına giderken yanlış yapmaktan korkmasınlar. Yanlış yaparken arkalarında kendilerini her koşulda destekleyen bir ailenin varlığını her zaman hissetsinler. “Yargılanacağım” korkusu ile kendi içlerine kapanmasın, sınırlarını kaldırsınlar.

Başkalarının başarıları, başkalarının hayatları, başkalarının mutluluğu ile ilgilenen  ya da sürekli bunlar önüne sürülen bireyin kendi hayatında mutluluğu ve tatmini bulmasını bekleyemeyiz.

Çocuklarımız için en iyiyi istemekten vazgeçmeyelim, bunun için çabalamaktan da. Ama bunu yarışa dökmeden, endişelenmeden yapalım. Onları destekleyerek, takdir ederek, cesaretlendirerek.
Sevgiyle atılan her adımın mutluluğa açılacağını unutmadan kucaklayalım onları ve bu bilinçle sevelim.


Sevgiyle