Sev, Kokla, Öp, Sarıl!

Bana "görgüsüz" diyorlar!

Öyleyim ve bununla onur duyuyorum.

Bir benim mi çocuğum olmuş?

Bir benim çocuğum yok biliyorum. Ama benim bir tane çocuğum var. Hoş yedi tane de olsa düşüncem değişmezdi. Zira her çocuk annesine özeldir.

Duru'yu çok fazla öpüyormuşum, çocukla oyun oynarken durmadan öpüp bunaltıyormuşum.  Oysa Duru'dan bu güne kadar hiç öyle bir tepki almadım ama çocuğumu benden iyi tanıyanlar demek ki öyle hükmetmişler :)

Çocuk annenin dünyasıdır. Bu en azından benim için öyle. Hayatım Duru merkezli. Her şeyi Duru'ya göre şekillendirme çabam da bu yüzden. Ve bunun bana sağladığı tatmini seviyorum, bununla mutlu oluyorum. Çocuğumla büyüyor, çocuğumla öğreniyor, hayata onun penceresinden bakmanın o müthiş hazzını alıyorum.

Ben kızımı doğduğundan bu yana ne zaman istese ya da ben ne zaman ona yakın olmak istesem kucağıma aldım, göğsüme bastım, öptüm, kokladım. "Kucağa alışır" diyenlere de gülüp geçtim. Alışsın.  Büyüyünce "gel desem de gelmeyecek zaten" diyerek bildiğimi okudum. Zerre pişman değilim, şimdi olsa yine aynını yaparım.

Ben en başından bu yana çocuk büyütmede en önemli faktörün annenin iç güdüleri olduğuna inandım. Maymunların onlara anneliği öğreten uzmanlara ya da başının üzerinde bıdı bıdı edenlere ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. En yakın akrabalarımız bile doğanın kendilerine kodladığı iç güdülere göre hareket ederken bizler neden kulaklarımızı tıkayıp her şeyi daha zor hale getiriyoruz anlamıyorum.

Çocuğunuz doğduğunda size "aman kucağa alıştırma", "aman her ağladığında koşup sarılma" diyenleri dinlemeyin. Alın kucağınıza sarılın, öpün, sevin, koklayın.  Bunun çocuğunuz ile aranızdaki bağa ve onun hem ruhsal hem de mental gelişimine olan katkısını göreceksiniz.

Özetle tek görgüsüzlüğümüz bu olsun.

Sevgiyle,