Kanser!

Bize uzak sanırdım. Bana olmaz, anneme, babama olmaz. Oluyormuş.

İnsan yaşarken, hayatın telaşına kaptırmış gidiyorken fark edemiyor. Konduramıyor. Sevdiklerine de, kendine de bir şey olmaz zannediyor.

Babam yaklaşık bir yıldır çok üşüyordu. Hepimiz evde gayet sıcak hissederken o üşüyordu. Tüm ısrarlarımıza rağmen tipik bir Türk erkeği olarak detaylı bir kontrole gitmeye yanaşmadı. Giderse de hep yalnız başına gitti. Geldiğinde "bir şeyim yokmuş biraz kansızlık" deyip geçiştirdi.

Sonunda dayanılmaz mide ve sırt ağrıları, artan iştahsızlık nedeniyle benimle beraber doktora gitmeye ikna oldu. Gittik. Yapılan test ve endoskopi sonucunda teşhis konuldu: Mide kanseri.

Buradan hastalığa dair çok fazla detay vermeyeceğim. Babam çok şükür tedavi görüyor ve sonuçlarını alıyoruz.

Benim bu yazıyı yazma sebebim; vücudumuzun verdiği ve çok basit görünen kimi belirtileri hafife almamamız gerektiği. Mesela babamın bir süredir cilt lekeleri artmıştı, bu en önemli belirtilerden biriymiş meğer. Biz ise Adana sıcağında güneşe maruz kalmanın bir sonucu zannediyorduk. Sırt ağrısı teşhisin konulmasındaki en önemli işaretti; biz tutulma sanmıştık.

Kanser maalesef çağımızın bir gerçeği. Hemen herkesin etrafında bu hastalık ile savaşan bir yakını muhakkak var artık. Ama buna rağmen hala durumun farkında değiliz. Hala vücudumuzun verdiği sinyalleri fark etmekte geç kalıyoruz. Hala olmadık şeyler için kendimizi üzüyor, uykumuza ve beslenmemize dikkat etmiyoruz.

İşin en acı yanı; kendimizi, vücudumuzu sevmiyoruz.

Kendimize iyi bakalım, kendimizi sevelim. Ki sevdiklerimizi üzmeyelim.