CAN



Bir sperm, bir yumurtayı döllerken düşünmez ne olduğunu. Bilmez dünyanın neresinde doğacak, hangi kimlikle anılacak, nasıl bir hayat sürecek... Bilinç yoktur yaşamın başladığı o anlarda. Herkes eştir, herkes masumdur, bihaberdir belki kendinden bile.

Bir kadın, elini karnına götürüp de gözlerini kapattığında sımsıcak olur içi. Umuttur rahminde büyüyen, sevgidir, şefkattir. Pamuklara sarılacak, en güzel masallarla uyutulacak, onunla gülünüp onunla ağlanacak bir candır içinde büyüyen. Anadır kadın, dünyayı içinde taşıyan. Sanki ezelden verilmiş bir yemine sadık kalır gibi korur kadın canını. Sever her şeyden çok, kollar, ölüme gider gerekirse; bir an tereddüt etmez.

Zamanla o can büyür. Kişi olur. Türk olur, laz olur, kürt olur. Unutulur bir can olduğu. Kendi gibi düşünmeyen bir başka canın silahından çıkan kurşunla ya da bir canlı bombanın pimi çekmesiyle düşer yere. Analar da ölür, giden her "can" ile birlikte. Birileri sırça köşklerinde oturup, ceplerini doldursunlar; parmak sallamaya devam edebilsinler diye.


Yapmayın efendiler! Kıymayın anaların canlarına. Bu "can"ların ahı kalmaz yanınıza.